Ana içeriğe atla

Köln Noel Pazarında Olmak

"Köln Noel Pazarında olmak bir ayrıcalıktır. " demiş Almanlar. 
  Dedikleri kadar da var sanırım. 101 adet Christmas Markt kurmuşlar şehre ve Noel'e özel ne arıyorsanız fazlasıyla bulabiliyorsunuz. Tabii bir şey aramanıza gerek bile yok esasında, sadece görkemli ışıklara ve mis kokulara kendinizi bırakırsanız yeterli olacaktır. Haftasonu orada olduğumuz için gerçekten çok kalabalıktı.
 
Cathedral Christmas Markt

  Orada olmak özellikle biz Christmas'ı kutlamayan milletler için gerçekten rüya gibi bir şey oluyor. Hz. İsa'nın doğumunun kutlandığı bir Hristiyan Bayramı olsa da atmosfer ve kutlamalar herkese hitap edecek şekilde. Bu kadar eski bir bayramın hala bu kadar coşkulu ve uzun bir süre boyunca böylesine kalabalık bir şekilde kutlanıyor olması gerçekten olağanüstü doğrusu. 
 
  Sabah 5.10 da evden çıkıp, ofisten bir arkadaşımla beraber Amsterdam Amstel'den , Amsterdam Erasmus grubu ile yola çıktık. Neden Erasmus grubuyla yola çıktınız derseniz, daha önce Almanya'da erasmusta bulunduğum için o ruh gerçekten başka hiçbir yerde yok ve onlarla olmak insana kendini çok daha iyi hissettiriyor ve normal ve yalnız seyahatlerden çok daha fazla şey katıyor. Bunların yanı sıra erasmus grupları en uygun fiyatlı güzel gezileri düzenleme yeteneğine sahipler. Ayrıca gezimiz boyunca Polonyalı Karina bize eşlik etti. Kendisi çok sempatik ve kibar bir hukuk öğrencisi. 

Cathedral X-mas Markt
  Christmas Markt'lerinin en popüleri ve görkemlisini Köln Kathedrali'nin yanına kurmuşlar. Rehberimizin söylediğine göre, burayı her yıl 4 milyon insan ziyaret ediyormuş. Önce orayı ziyaret edip bir şeyler içtik. Ardından benim Köln'de yaşamakta olan arkadaşlarımla buluştuk. Köln Kathedralini ziyaret edip, Glass Gebaude dedikleri binanın terasına çıkıp şehre 360 derece bir bakış attık. O manzara karşısında biraz atıştırdıktan sonra, Altstadt denilen şehrin tarihi kısmını ve oradaki pazarları görmek üzere yola devam ettik.   

   Bu Noel Pazarlarının kurucusu Almanlar sayıldığı için, onu en mükemmel yapmak, her yıl bi nevi  gurur kaynağı oluyormuş. En büyükleri Köln ve Berlin'deymiş. Köln'de belli başlı görülmesi gereken Christmas Marktler şu şekilde; 
  1. Cathedral x-mas Markt
  2. Angel's Christmas Markt
  3. Harbour Christmas Markt
  4. Old Markt Christmas 
  5. Village of St.Nicholas
 

  Aklınızda tutamayacağınız kadar çok çeşitli içecekler, yiyecekler, hediyelikler, şekerler, kurabiyeler, oyuncaklar ne ararsanız bu pazarlarda varlar. 


 Balıkları yemeye hazır hale getirme şekillerini çok beğendik. Almanların bazı özel günlerde arkadaş/aile ortamlarında balıkları böyle hazırladıklarını öğrendik. Tahtalara bağlıyorlar ve ateşe bırakıyorlar. Ev usulü fümeleme yapıyorlar sanırım. Köln'ün İstiklal Caddesi dedikleri caddeden geçerek 2 ayrı Noel Pazarını daha gezdik. Farklı görünen şeylerinin tatlarına baktık. 


   Buz pateni pisti kurulmuştu. Orada eğlenen insanları izledik. O kadar kalabalıktı ki, pazarın sokaklarında zor ilerleyebiliyorduk. 


     Buradan sonra NeuStadt denilen yerde kurulan daha modern ve nitekim daha pahalı olan Pazara doğru yöneldik. Hepimiz orayı büyüleyici bulduk. Markt Der Engel yani Meleklerin Pazarı diyorlar. Sokakları diğerlerine göre daha geniş olduğu için daha ferah ve gezmesi kolaydı. Orada da barların birine geçip bir şeyler içerek dinlendik. 


  Ben en çok burayı beğendim. Modern bir köy hissi veriyor içerdeyken. Kulübeleri ayrı ayrı incelerseniz ne kadar zevkli tasarımlar olduğunu görebilirsiniz. Hepsine ayrı ayrı ciddi özen gösterilmiş. 


  Artık hava kararmıştı Köln Katedralinin yanındaki Caz konserini dinlemek için oraya gitmeyi planlıyorduk. Hava karardıktan sonra her yer ve her şey çok daha görkemli oluyor. 



Günübirlik gezi yaptığımız için yalnızca 4 adet Weihnachtsmarkt gezebilmiştik ama çoğunun birbirine çok benzediğini söylediler. Zaten o atmosferi yanınızda güzel insanlarla geçirdiğiniz zaman başka şeylerin önemi olmuyor.

     Christmas ruhu da bu olsa gerek. Güzel atmosfer, ışıklar, lezzetli yemekler ama en önemlisi birlikte olduğunuz güzel insanlar... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tesla Yeni Model Y Türkiyedeki İlk Satışlardan Nasıl Satın Alabildim? İşte Tüm Hikaye...

Selamlaaar, bir süredir buralara hiç uğramamıştım. Bu blog yazımda çok heyecanlandığım 2025- Tesla Yeni Model Y SR aracımı 22 Mayıs 2025'te nasıl sipariş verebildim, süreç nasıl ilerledi paylaşabilmeyi planlıyorum.  🔧 İçten Yanmalı Motordan Elektrikli Maceraya    Bir makina mühendisi olarak Almanların içten yanmalı motorlarından hiç vazgeçmemiştim. Alman Bavyerasından gelen A3'üm ve Stuttgarttan gelen A200'üm ile totalde bir 7 sene geçirdikten sonra, geçtiğimiz perşembe günü, "kırmızı ateşin kızı"nı sattım ve Tesla sürecimi ciddi olarak ilerlettim.  🌐   Ben daha önce bayide Volvo’nun EX40 modelini incelemiştim. Ancak araç sağlamlıktan hariç olarak, tasarım ve ara yüzler açısından içime sinmediği için üzerinde bile durmadan geçmiştim. Tesla Yeni Model Y’nin tasarımını, ön ve arka lambalarını gördüğümde çok şık buldum. Menzili de benim için oldukça ideal. Fiyat açısından da şu anda Türkiye’de yeni model olarak satın alınabilecek oldukça keyifli bir araç. Premium...

2023 - Como Gölü ve Eve Dönüş Hikayesi

 En son blog yazacak derinliğe ne zaman inmiştim hatırlamıyorum. Şimdi biraz pası atma zamanı.  2023 Kasımda Amerikadan dönerken, Italyaya bir iş seyahati yapmıştım. Ardından Como Gölüne gitme fırsatım oldu. Madonnadan Gianni Versaceye, George Clooneyden Ronaldinho'ya kadar herkes bir şekilde buraları keşfedip, kendilerine göl evleri almışlar. Feribot turuna çıkıp göl evlerini keşfetmek mümkün.  Como Gölünü oluşturan Bellagio, Menaggio ve Varennayı ziyaret ettim. Y şeklinde olan bu gölün her bir köşesi ayrı güzel. Feribot seferleri gün boyu tüm bu göl üzerinde birçok noktaya gidiyor.  Feribotta bir çiftle tanıştım. Türk müsün diyerek yanıma geldiler :) Çok tatlı, yeni yerler keşfetmeyi seven avukat çiftimizle Varennadan Menaggioya geçene kadar sohbet ettim. Hatırlayabildiğim kadarıyla Bursada yaşıyorlardı. Kendi hallerinde ve kendi yağlarında kavrulan bu çift hakkında sonrasında bir süre düşündüğümü hatırlıyorum. İkisi de birbirlerine ve kendilerine güvenen orta hall...

Buluş Benimle

Michelle Gurevich'ten Kiss in Taksim Square isimli parçayı açtım, tekrarlama butonuna da 2 kere bastım Spotifyda. Bu farklı bir blog serisinin ilk yazısı. Aklımda yağmurlu hava yüzünden sörf yapmaktan vazgeçip, tarihi yapılarla haşır neşir olma fikriyle İznik'e gidişimiz var. Türkiye'de, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi farklı ve eski medeniyetlerin izlerini taşıyan Bursa'nın İznik ilçesinin tarihi kıyı bandında kendimize sandalye atmalık bir yer seçtik.     Sahilin resmini de hemen aşağı bırakıyorum. Böylelikle tam pandemi döneminde hiç bir restaurant/kafe açık değilken kendinizi yola atarsanız İznikte bulabilirsiniz. Resmi kendim çekmedim. Google sağolsun. Neyse oturunca baktık göl, yeşillik, sahil, sakinlik... Hava biraz soğuk ama bulutların ardından güneş vurunca mis gibi ısıtıyor. Arkadaşım ayak bileğini kapatan çorap giymiş üşümüyor. Güneş bulutun arkasında kaldığında, benim ayak bileklerim üşüyor biraz. Ama berem var keyfim yerinde, yarın sinüzit ağrısından...