Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Günübirlik Kopenhag Macerası

    Kopenhag'a gitmeye karar verdikten sonra Düsseldorf üzerinden Megabus ile önce Hamburg'a oradan da Kopenhag'a otobüs bileti aldık. Bu sayede geceyi otobüste geçirip otel masrafını ortadan kaldırmıştık. Zaten Megabus Almanya'da enn uygun ulaşımdı. :D     Hamburg'tan Kopenhag'a yolculuk benim için en zor ve zahmetli olandı açıkçası. Megabus 3 euro olduğu için tüm homeless lar bizimle aynı otobüsteydi ve çok kötü bir kokuyla gece yolculuğu yapıyorduk. Almancamız çok iyi olmadığından ve şoförde İngilizce bilmediğinden gece üçte anonsu hiçbir şekilde anlayamamıştık. Bir anda herkes otobüsten indi; çok uykum vardı inmeyi düşünmüyordum. Pencereden baktığımda tamirhane gibi bir yerde olduğumuzu uyur uyanık hatırlıyorum. Yine de inmeyeceğim diye tutturmuştum nedense. Alman şoförün başıma gelip bana bağırması ile inmek zorunda bırakılmıştım. Meğer Rodby Sogn- Fehrmarn arasında arabalı feribottaymışız.Yaklaşık 45 dk sürdü Baltık Denizini geçmemiz.   K...

Sağlıklı Bir Yaşama İlk Adımlar

    Son zamanlarda yeni bir trend olarak hayatımıza yerleşen en güzel şeylerden bir tanesi de spor yapma ve dengeli beslenme alışkanlıkları . Sosyal medyada her an her yerde bu tarz ipuçlarını ve önerilere denk geliyoruz. Madem öyle size 7 aylık serüvenimden bahsetmek istiyorum.    8 yaşımdan beri spor ağır yada hafif olarak hayatımın hep bir döneminde oldu. Lise 2 ye kadar lisanslı voleybolcu ydum. Ağabeyimin Odtu'de okuyor olması ile birkaç kez onla beraber Capoeira dersi alıp kendimi voleybol antremanlarımda biraz geliştirdim. :) Malum sistem yüzünden lise 3-4 yıllarımda üniversite sınavına hazırlanmakla geçirdiğim için spor yapmaya fırsatım olmuyordu. Yalnızca kafa dağıtmak adına latin dans eğitimi alıyordum. Ama özellikle geriye dönüp baktığımda dengesiz beslenmemle beraber üniversiteye başlamadan hemen önceki sene 2-3 kiloyu güzel güzel alıp bünyeme yerleştirmişim. Üniversitenin ilk senesinde yine voleybol takımına devam ettim taa ki parmak çatlaklığı geç...

Küçük Bir Kelebek Etkisi

       Floransa'ya gidince Michelangelo Tepesinde gün batımı izlemeden dönmek olmazmış. Floransa katedralinden başlayıp tepeye kadar yürüdük. Bu yazımda anlatmak istediğim şey Floransa'nın güzellikleri değil; gün batımını beklerken tanıştığımız yaşlı bir İngiliz çift.        Oturmuş manzarayı izliyorduk. Fotoğraf çeken yaşlı bir kadını farkettim. Yaşlı adam gelip eşinin elindeki fotoğraf makinesine bakıp yeniden yerine dönüp poz veriyordu. Bu döngü aralarında 7-8 kez yaşandı, diğer insanlar onların kadrajına girmemek için fotoğraf çekimini bekliyorlardı.       Yaşlarından dolayı olsa gerek hareketleri biraz zaman alıyordu ve insanlar çokta sabırlı davranmıyorlardı onlara karşı. İngiliz çift kendilerini biraz rahatsız hissetmiş olacaklar ki dönünce onlara gülümseyerek bakan beni gördüklerinde kısa hikayelerini hemen paylaşmak istediler. Yaşlı adam elinde fotoğraf makinesiyle eşinin çektiği fotoğraflara bakıyordu. Kadın ise he...

Düzendeki Karmaşa: F. Gehry

Frank Owen Gehry; tabi siz onu daha çok Prag'taki Dancing House ile biliyor olabilirsiniz. Düsseldorf'ta kaldığım dönem bir y. mimar olan ağabeyimin önerisiyle ziyarete gittim Gehry'nin binalarını görmeye. Kendisi Dünyada dekonstrüktivizmin öncülerindenmiş. Nedir bu dekonstrüktizm peki? Şöyle ki , söz gelimi postmodern mimari bir akım. Yapısal olarak her şey çok net ama baktığınız zaman yüzeylerle oyun oynayarak kafamızı karıştıran mimarların dahil olduğu bir akım diyebilirim sanırım. Frank Gehry'nin bu görsellerdeki binaları Düssedorf'ta şehir kulesine çok yakında. Arkanızı Ren Nehri'ne döndüğünüzde bu harikulade karmaşıklıkla karşı karşıya kalıyorsunuz. Çok sefer hem Gehry'i hem de Düsseldorf kulesini aynı kadraja alarak fotoğraf çekmeye çalıştım. Sonra farkettim ki; Gehry'nin yapılarında yalnızca bir odak vardır. Bulundukları yerde, etrafınızda muazzam düzende bir peyzaj var, girişteki sokaklar, otobüs dura...