Hollanda Christmas'ında liseden arkadaşlarım(3) Amsterdam'a geldiler. Ben de yeniden onlarla beraber turist oldum Amsterdam'da. Onlardan hemen sonra İstanbul'a ailemi ve arkadaşlarımı ziyarete gittim. 3 ay olmuştu geleli ama herkesi çok özlemişim. 5 gün kalabildim ama maalesef yeterli olmadı. Herkesin, her sohbetin tadı damağımda kaldı ama tekrar Hollanda'ya döndüğümde farklı bir şey farkettim. Sanki ait olduğum yerdeymişim gibiydi. Evime girince bi' rahatladım, ferahladım. "HomeSweetHome" şeklinde duygular yaşadım.
İnsan farkında olmadan alışıyor, insan farkında olmadan her şeye alışır. Özellikle sevince yaptığı işi, etrafındaki insanları, daha çok alışıyor. Bir süredir yazamıyordum, bunları döndükten sonra yazıyorum aslında yani Hollanda'daki 5. ayımı bitirdim. Projemin son haftaları sayılır. Sonuçları düzenlemeye ve doğrulamaya çalışıyorum. Biraz stresli bir dönem.
Burada tanıştığım insanlar, yaptığımız şeyler, paylaştıklarımız, hiçbir şeyi unutmak istemiyorum. Bu yazıyı biraz uzun soluklu yazıyorum. Turkiye'ye donup geriye baktigimda bana kalanlari da yazimin devamina ekleyecegim.
Türkiye'deki 1 haftalık dönemden sonra Hollanda'da çalıştığım kurumla sözleşmem kapsamında kalan vaktimi olabildiğince iyi ve dolu değerlendirmeye karar verdim. Bazı üşengeçlikleri ve kış sendromlarını üzerimden attım. Çok daha girişken, mutlu ve enerjiktim. Bu tabi ki etrafımdaki herkese de yansıyordu. Kendimi bir gelişmiş moda taşımıştım adeta. Yaşam tarzımı, bakış açımı, çalışma tarzımı değiştiren olaylarla karşılaştım. Bunlardan birkaçını da anlatmak isterim. 2017 Mart ayında Türkiye ve Hollanda ile siyasi ilişkiler gerildi. Türkiye'nin genel olarak Dünya'da çokta iyi olarak görülmediği bir dönem... Siyasi ilişkiler gerildiğinde bu durum international ortamda masaya yatırılıyor. İnsanlar dünya gündeminden haberdarlar ve soru soruyorlar. Aldıkları cevabı kimi zaman beğeniyorlar kimi zaman beğenmiyorlar. Olay verilen cevapta değil zaten. İki millet arasında siyasi ilişkiler gerginse, gerçekten bir ön yargı oluşuyor. Bununla ilgili olarak biz Turklerin sabit bir tutumunu gozlemledim. Daha sonradan konuyla ilgili bir hikaye duydum ve bu gozlemimi o hikaye uzerinden aktarmak istiyorum. Osmanli doneminde bir savas zamaninda, Osmanliya bir ajan yollamislar, gozlemle burayi nasil icten fethedebiliriz bize bilgi getir demisler. Adam yillarca Osmanli Devleti'nin icinde yasamis. Sonrasinda Osmanli yukselise gecmis demokrasiyi savunup cumhuriyeti ilan ettikten sonra yeni bir devlet kurmuslar. Bu ajanin gorevi iptal edilmis ve ulkesine donmus. Yine de sormuslar adama yok muydu bunlarin zayif taraflari diye. Adam donup amirine su cevabi vermis: " Bu Turkler hakkinda cok fazla sey soylenebilir ama esasinda 3 madde de ozetleyebilirim; ilki kadinlarina cok deger verirler buyuk kararlar alinirken dahi onlara danisirlar, onemlidir, ikincisi yabancilara cok buyuk saygi ve ilgi vardir. Bir seyi bir Turk soylese inanmazlar ama bir yabanci soylese hemen inanip el uzerinde tutarlar." O sirada amir sormus " e peki neden bu zamana kadar biz onlari asagi edemedik?" Cevap vermis: "Amirim durun daha ucuncuyu dinlemediniz, ucuncu ise kendi aralarinda anlasmazlik olan Turklerin oldugu bir yerde dahi onlara dusman geliyor derseniz hepsi tek vucut oluyorlar. " diye cevap vermis. Tabii bu biraz milliyetci bir soylem , bizler yabancilara ozelllikle Avrupalilara bayiliriz. Onlar ne derse bizim icin oyledir. Kendi ulkemizle siyasi iliskiler gerildiginde, o bizim icin cok degerli Avrupa vatandaslarinin ulkesinde bulunmak aslina bakarsaniz gercekten zordu. Yine de insan iliskileri bu tarz durumlari dahi etkilemektedir. Etrafimdaki herkes cok iyiydi. Onlarla herhangi bir sorun yasamadik ancak cok yakindan tanimadigim Hollandalilar, Turk oldugumu ogrendiklerinde degisik yorumlar paylasmaktan cekinmiyorlardi.
Derken son ayimda birden cok insanla tanistim artik orasi ikinci evim gibi olmustu herseyi ogrenmistim. Insanlara tavsiyelerde bulunup, kullanisli fikirler verebilir haldeydim. Kendi kendime biraz Flemenkce bile ogrenmistim. En azindan alisveriste zorluk yasamiyordum artik. Bu benim ikinci uzun donem yurtdisi deneyimimdi ancak is hayati kesinlikle cok farkli. Yeni tanistigim insanlari tanimaya calisirken bir yandan da projemi basariyla tamamlamaya calisiyordum. Projeyi tamamlayamadan donmek istemiyordum.
Genellikle Hollanda'nin icinde bir uctan bir uca seyahat ettim. Kucuk koy kasabalarindan sehirlerine, partilerinden, casual etkinliklerine dahil oldum. Hava soguktu ama hersey guzeldi. Hollanda'daki proje surecim icersinde teknik anlamda cok sey ogrendim. Ev surecim icersinde ; farkli milletten insanlari taniyarak ayni yasam ortami nasil onlarla paylasilir, kendi sinirlarin nasil cizilir ve baskasininkine nasil saygi duyulur... Butun bunlari ayarlarken arkadasligini nasil pekistirirsin.... Tum bu surec icersinde tabi acemiligim cok oldu. Bulasik makinasina pril koymaktan tutun, ev sahibimin bisikletini polise cektirmem ve bir kac ufak ev sorunu daha bunlara dahil. Bulasik makinasina pril koyduysam onun kopuguyle parti yapmayi teklif ettigimden, hersey hep yolunda gitmisti.
Ev arkadaslarimla Yoga ve cesitli grup derslerinin yapildigi bir studyoya gidiyorduk. Ikinci ayimdan sonra ben de uyelik yaptirmistim. Bu sekilde daha fazla paylasimimiz oldugunu yeni farkediyorum.
Yalniz seyahat etmenin keyfini de cikardim. Yalniz seyahat ederken istasyonlarda ya da seyahatimin icinde farkli insanlarla tanisip sohbet ettim. Hatta Rotterdam'da istasyonda tanistigim Romanyali arkadasim Andreea ile cok samimi olduk. Kendisi benim veda partime kadar katildi. Beraber farkli sehirlerde bulusup dolastik. Bana yazdigi kartpostallar ve hediye ettigi not defteri her zaman degerliler arasinda kalacak.
Son ayimda cok yakin Hint asilli Hollandali bir arkadasimla beraber Zurih Lucerne ve Rhein Falls turuna katildik. Orayla ilgili detaylari paylasacagim bir taslak yazim var ancak sunu soylemeliyim ki Zurih, Avrupa'da gorulmesi gereken yerler arasinda bucketlist'inize eklemenizi onerebilecegim bir sehir... Isvicre Limmat Nehri kenarinda, eritilmis peyniri yemeginizin uzerine akitirlarken, manzaranin tadini cikarabileceksiniz.
Turumdan dondukten sonra projemi bitirmeye odaklandim. Raporumu hazirlayip teslim ettim. Ailem toparlanmama yardim etmek icin benim son 8 gunumde yanima geldiler. Cok degerli arkadaslarimin organize ettigi veda partime hep beraber katildik. 23 yasima kadar unutamayacagim degerli cok guzel anilar biriktirdigimi dusunurdum ama 30 kisinin katildigi veda partisi benim hayatimda asla unutmayacagim bir an olarak kalacak ve orada o aksami guzellestiren her bir insan benim icin sonsuza dek cok degerli kalacak.
Bizim Turkiye'ye donmemizin ardindan veda partime ev sahipligi yapan arkadasim bir hafta sonra Istanbulda beni ziyarete geldi. Kendisine Istanbuldaki turk arkadaslarimla beraber guzel gunler gecirip, guzel Turk tatlarini tattirdigimizi dusunuyorum. Ondan 1 ay sonra da Zurih'e beraber gittigim arkadasim Istanbul'da beni ziyarete geldi. O da cok memnun ayrildi. Keske elimde olsa da, veda partime katilan herkesi Istanbulda agirlayabilsem. Iste Hollanda surecinde en buyuk kazanimim bu degerli insanlar oldu.
Bir yerin degerli ve ozel olmasini birlikte bulundugumuz insanlar etkiler. Calisma hayatinda deger katmak cok onemlidir, caliskan olmak cok onemlidir. Hayat her zaman toz pembe degildir, zorluklar sorunlar olur belki ama insanlarin size deger verdigini hissettiginiz zaman bu degerin farkinda olmak ve karsiligini vermek sizi de mutlu edecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder