Sahilin resmini de hemen aşağı bırakıyorum. Böylelikle tam pandemi döneminde hiç bir restaurant/kafe açık değilken kendinizi yola atarsanız İznikte bulabilirsiniz. Resmi kendim çekmedim. Google sağolsun.
Neyse oturunca baktık göl, yeşillik, sahil, sakinlik... Hava biraz soğuk ama bulutların ardından güneş vurunca mis gibi ısıtıyor. Arkadaşım ayak bileğini kapatan çorap giymiş üşümüyor. Güneş bulutun arkasında kaldığında, benim ayak bileklerim üşüyor biraz. Ama berem var keyfim yerinde, yarın sinüzit ağrısından yırttım.
- Dökerdim, beton dökerdim şu göle komple, bu ne ya? Hatta surdan suraya kocaman yol yapardım ne diye dolandık taa buraya gelmek için bu gölün etrafından?
+Evet anlaşılır, ayrıca surdaki tepeye bak hiç dokunulmamış duruyor orda ıssız ıssız. Kes orayı da, yap apartmanı... Hadi apartmanı bırak tamam yeterince konut var. Insanların bir araya gelebileceği enstitüler kur. Paylaşsınlar, ticaret yapsınlar. Kes bu ağaçları. Çok ıssız çok.
- Bu suyun altında bazilika varmış bilmem kaç senelik, su altı müzesi yapacaklarmış.
+Ne gereksiz masraf. Dök betonu kapat git.
Şu an aklıma Mülksüzler geldi Ursula Kroeber Le Guin'in. İsmi K. olarak kısaltılıyor kitabın üzerinde, ismini googleladığımda resmi çıktı. Daha az spekülatif kurgu yazarlığına uygun bir görüntüsü vardı hayalimde.
Kiss in The Taksim Square 9 kere çaldı arkada. Yazıyı kapattım.
C.
Eğlenceli ve hoş bir edebiyatın var :)
YanıtlaSil:) okumuş olmana ÇOK sevindim . Teşekkür ederim !!!
SilEğlenceli ve hoş bir edebiyatın var :)
YanıtlaSil