2020 Şubat 9, duyduklarım şunlar; -Al bu board, ters koyarsın ki kayıp gitmesin. Bağla bakalım ayağına. Bunun üzerindeyken tek odağın omzun ve başın. Kafa nereye sen oraya... Topuk çeliği üzerinde olacaksın bütün gün... Yaprak nasıl süzülür? Yukardan aşağı inerken bir sağa bir sola. Yaprak süzülme hareketine odaklan. Dizlerin kırık, topuk çeliğindesin, dağı arkana almışsın, bir sağa bir sola, yaprak gibi süzülerek lifte kadar git bakalım... Tamam sen kaptın bu işi, hadi ben gittim kib bye. :)
Sayamayacağım kadar düştüm Uludağın zirvesinden kiraladığım snowboard ile aşağı kadar inerken. Bu ilk snowboard günümdü. Düşmeyip ayakta kalıp indiğim anlarsa inanılmaz keyifliydi. Maalesef 2020 kış sporu maceram bu kadarla sınırlı kaldı. Gel gelelim bir kere board keyfi alan bir daha durmuyormuş gerçekten. Tüm yazı kitesurf, dalga surfu, wakeboard aktivitelerinde geçirdikten sonra 2021 kışına hazırlanmaya başlamıştım bile.
Pandemi sebebiyle, spor aktivitemi yaparken ekipman kiralamak istemediğime ve bu işi uzun seneler yapmak istediğime karar verdikten sonra gittim bir bilene sordum. Bu konudaki ekipmanları edinebileceğim tüm platformları öğrendim. Başladım araştırmaya.
Burayı bir "snowboard alırken dikkat edilmesi gerekenler" platformuna çevirmemek için özet geçiyorum. SPX in sayfasını açıp, tüm boardların özelliklerini kıyaslayıp, neyin neden önemli olduğunu öğrendikten sonra, boyunuza gore, kayış tarzınıza uygun olan boardu gider alırsınız :) SPX bu konuda Türkiyede başı çekiyor ve İstanbulda 2 tane MEGA mağazası var. Çalışanlarda yardım etmek için gerçekten uğraşıyorlar. SPX dışında Zula ve Karspor uda önerebilirim. Başka bişeyle uğraşmak zaman kaybı olabilir. Ben 1 gün kaymış biri olarak, orta-ileri seviye kategorisinden, Burton'ın Good Wood ödüllü Rewind modelini seçtim. Hem parkta, hem dağda atlayıp zıplamaya olanak sağlayan Filet-O-Filex tasarımında bir board kendisi. Başlangıç seviye bir board alıp daha sonra şikayet etmektense, kendi yeteneğimi bir an önce ileri seviyeye çekme planındaydım. Bağlamaların olduğu yerde destek için pedler var. Sağladığı sertliğe ek olarak liftten inip, lifte binerken skate yaptığım zamanlarda arka ayağımı sürtünmeli bir yere koyabildiğim için çok sevdim o pedleri. Boardu alınca da bitmiyormuş tabi, bir de bağlama araştırmasına girdim ama neyse ki benim işim kolay oldu. Zaten Burton kendi board modellerinde kanallı bağlama kullanıyor. Bu konuda en iyisinin LEXA EST olduğu söylense de ben fiyat performans düşünerek yine Burton'ın Scribe EST modelini aldım. Şans eseri SPXten boardum ve bağlamamı takım yaparak çıktım. Boardumun üzerinde yukarı bakan bir kedi var, bağlamaların birinde ise aşağı bakan bir fare var. :D Bir Cat Lady değilim ama board kombinimi beğendim.
Geriye yalnızca snowboard botu almak kaldı sanıyordum. Bota ek olarak, bir goggle, kask, eldiven, pantolon hatta işe girmişken stylist bir mont dahi almam gerektiği sonucuna vardım. Paralelde, kar yağışlarının yavaş yavaş başladığının ve kar sezonunun biraz geç olsa da başlayacağının haberlerini alıyorduk. Ekipmanları tamamlayıp odama koyunca farkettiğim sorun taşıma sorunu oldu. Snowboardumu poşete koyup götüremeyecektim elbette. Bir de snowboard çantası almam gerekiyordu ama artık bu kadar kısa zaman için öyle bir ekipman dizilimi yapmaya çalışıyordum ki, artık vakit decathlon vaktiydi. Pantolonumu, canım kaskımı(bir kaç kez beni kurtarmış olabilir) ve snowboard çantamı decathlondan aldım. Decathlonun ürün yelpazesine her sene hayran oluyorum.
2021 e girerken kendime minimum 10 gün snowboard hedefi koymuşum. Üşenme kalk git demişim. Açılışı Kartepede yapsamda, üşenmedim kalktım 2 kere taaa Kars'a gittim. Sarıkamış rüyalarımda görsem inanamayacağım bir güzelliğe sahip. Yalnızca Alplerde ve Sarıkamışta olduğu iddia edilen kristal kar, snowboard keyfini inanılmaz arttırıyor. İlk gidişimde 4 gün ikinci gidişimde 6 gün kaldım.
İlk gidişimde hava güneşliydi ve sadece 3. gün kar yağışı oldu. Pist çok sertti. Sarıkamış zaten ormanıyla, off-pist konseptiyle meşhur snowboardcular için ama ben zaten henüz off-pist kayamıyordum. İlk 2 gün pistte kayıp, slalomumu geliştirdim. YouTube'da bununla ilgili bir sürü video var. 3. gün ormana girip, başkalarının izinden giderek düşe kalka ilerledim. 4. gün ormanın derinliklerinde kimsenin kaymadığı yerlerde kayboldum. Kaybolduğumda ve ya kimsenin olmadığı saatlerde pistlere girdiğimde hemen GoPro ile kendi videomu çekiyordum. :D
İkinci gidişimdeyse yanımda bu işin ehli kişi vardı. Yalnızca Kars,Sarıkamış,Vol2 olarak başka bir blog yazmak istediğim için şu kadar söyleyebilirim ki, Bol Kar ve off-pist deneyimini kendi seviyeme göre sonuna kadar yaşadığıma inandığım 6 gün geçirdim. Öncekinden çok daha keyif aldığım, korkularımı ve tedirginliklerimi aşabildiğim. Küçük ancak beni geliştirebilecek riskler alabildiğim bir macera oldu. Bazı ekipmanlarımın nasıl yetersiz kaldığını deneyimledim. Ormanın içinde vadi ortasında kalıp, çıkamayıp, tüm günün enerjisini, günün başında tükettiğim, yemek molası bile vermeyi unutup sabah 9 akşam 5 non-stop kaydığım günler geçirdim. Kulaklığı takıp, favori çalma listemle, ağaç aralarından, toz tanelerinin üzerinden kayarak ilerlemenin tadı uzun süre damağımda kalacak.
İlk sezonumdan Sarıkamış Bolkar anılarıyla döndüğüm için bu olaya zirveden giriş yaptığım söyleniyor. Bakalım bu inanılmaz riskli macera gelecek sezonlarda beni dünyanın nerelerine sürükleyecek... to be continued...
Yorumlar
Yorum Gönder