Ana içeriğe atla

Hollanda'ya Taşınma Süreci

     Uçaktan bildiriyorum… Birkaç küçük hikayem var Amsterdam yolculuğumun sebepleri olan, bir de biraz burukluk götürüyorum yanımda.

Avrupa’nın en büyük enerji enstitüsü olan ECN araştırma enstitüsünde bir projeye dahil olmak için kabul aldım. Tabii bu kabulü almam tam olarak 3 ay önceydi. 3 aylık bir prosedür döneminden sonra nihayet bugün uçaktayım.

İstanbul Universitesinde Makine Mühendisliği Bölümü son senesinde mezun olabilmek için yapmak zorunda olduğumuz 2 adet proje vardır. Makine ve bitirme projeleri. Daha önce Almanya’da erasmus programındayken makine projesini çoktan alıp AA ile vermiştim. :D yine de 2 adet uzun soluklu proje yapmayı tercih ettim. Bunlardan bir tanesini koldaki kaslardan aldığı sinyaller ile çalışabilen bir robot el, diğeriniyse rüzgar türbininin yapısal modellenmesinin ve analizinin Linux işletim sistemi üzerinden yapılarak Python ile optimizasyonu şeklinde seçtim.

Bitirme proje hocamdan daha önce ders almamıştım ama kendi alanında çok yetkin olduğunu biliyordum. Bir sene boyunca rüzgar türbini projesiyle çok uğraştım. Tabi bu bazı şeylere de mal olmadı değil. Gönüllü olarak kendimi geliştirebilmek adına çalıştığım bir elektrikli araç projesine hiçbir şekilde zaman ayıramadığım için bir dönem sonra bu projeden çıkarıldım. (Bu arada o proje Tübitak’ın alternatif enerjili araçlar yarışlarında birinci oldu.)

Projeye çok emek verdiğimin farkında olan bitirme projemin danışmanı hocam bana projenin sonuna doğru bir teklifle geldi. “Benimle yüksek lisansında çalış, tez yazarkende 1 yıl Hollanda’da ol; böylece üzerine çalıştığımız herşeyin uygulamasını görebilirsin.” Proje hocamla aram çok iyiydi kendisiyle yüksek lisansta da çalışmayı isterdim doğrusu ama yüksek lisansımı daha sonra başka bir okulda yapmayı düşünüyordum. Dolayısıyla bende ona okuldan mezun olur olmaz buraya gitmek istediğimi dönünce de bir işe başlayıp yüksek lisansımı o yönde yapmayı tercih ettiğimi söyledim. İşin hikaye kısmı bu şekilde. Daha sonra firmaya başvuru yaptım. Kabul edildim. 2.5 aylık bir takvim yolladılar. Çalışma ve oturum izni derken herşey hazır vizeye başvur dediler. Uçak biletimi aldım vizeye başvurdum. Şekil A’daki gibi düştüm yollara. 

E tamam ne güzel işte git bakalım diyebilirsiniz tabi şuan ama bu yazıyı yazmamdaki esas nedenin aslında bir bakıma çok buruk gitmem olması.

Daha önce erasmus için Almanya’da 6 ay kaldım ve Amsterdam’da da daha önce bulundum. Çok mutlu ve meraklı gitmiştim oraya, düşündüğüm pek birşey de yoktu yani diyeceğim o ki; kafam rahattı.

Bu gidişimde geride birileri var ve en önemlisi onlara karşı artık sorumluluklarım var. En azından ben öyle düşünüyorum. Bu yazıyı da işte bu yüzden yazıyorum.

Türkiye’de yaptığım stajlar dolayısıyla benim de sektörde daha öğrenciyken kurduğum ilişkiler sayesinde birkaç dayım, amcam oldu. Kendileri çeşitli holding firmalarında bana iş ayarlayabileceklerini de söylediler.  Bir bakıma birkaçını boşverip bazılarını da reddetmiş oluyorum şuan. Mesleği çok seveceğimi düşünüyorum, evet bir kız olarak makine mühendisi olmak için doğmuşum diyebilirim ve ciddiyim. :D İşin aslı herhangi bir yerde sırf iyi maaş veriyorlar diye girip çalışmayı hiç istemiyorum sanırım. Madem ben bundan sonraki hayatımın bir bölümünü sabahın köründe kalkıp işe gidip akşamda dönerek geçireceğim; bunu sonuna kadar isteyerek yapmalıyım. Ailemde bana hep bu konu da destek olmuşlardır, hep seveceğim şeyle uğraşmamı sağlamışlardır. E şimdi yoldasın nasıl olacak bilmiyorsun sevecek misin bakalım derseniz de çok haklısınız, bilmiyorum. En azından bildiğim şey daha önce tecrübemin olmadığı ama bu sektörde çalışmayı istediğim için buna çok hevesli olduğum.

Iş aile gibi üzerine düşünülmesi yıllar alacak şeyleri bi kenara koyup arkadaşlarıma geliyorum. Liseyi Ankara’da okuduğum ve tüm akrabalarım hala orda yaşadığı için onları ziyaret ettim. Onlarla vedalaşmak kolay çünkü zaten çok sık görüşemiyoruz. Üniversite yıllarımı beraber geçirdiğim arkadaşlarım; döndüğümde sanıyorum ki hepsi birşeylere ilk adımlarını atmış olacaklar. Ben biraz uzaktan haberdar olacağım. Onları özleyeceğim bir gerçek.

Amma velakin, bazı insanlar vardır. Paylaştığınız herşeyle gerçekten ilgilenirler. Tüm dikkatleri sizdedir çünkü sizi önemsiyorlardır. Siz de onları önemsiyorsunuzdur ve hayatlarında olup biten herşeyden anında haberdar olmak istersiniz. Bahsettiğim “sevgili” değil. Aile ayrıdır ama bir de sonradan geniş ailenize kattıklarınız vardır; dostlar. Neden bilmiyorum bu sefer biraz duygulu gidiyorum. O dostlar kategorisinin içinden kimse alınmayacaksa ve başıma birşey gelmeyecekse 3 kişiyi ayrı tutuyorum ve onlarla beraber 2 adet aile bireyimi çantamın bi köşesine atma şansım olsa belki onlara sormadan atar götürürdüm yanımda diye ekliyorum. Işte o zaman herşey içime daha çok sinerdi. Ama yine de yanıma aldığım bir peçetedeki notta şöyle yazıyor; ” … çünkü bir insanın bir yerde yalnız olması her yerde yalnız olmasındandır ve senin, benim yaşadığım bir dünyada yalnız olman NAMÜMKÜN!...” dolayısıyla bu kelimelere tüm kalbimle katıldığım için ihtiyacım olduğu/olmadığı her zaman bu 5 insanla olacağımı da biliyorum. Herkes yaşıyor olduğu sürece,  nitekim teknoloji de bu kadar gelişmişken her an onlarla olabileceğimden de eminim. 

Kendi çarem oldum sanırım son cümlemle ve söyleyebilecekte pek birşey kalmadı gibi. Biraz atıştırdıktan sonra, bir dönemlik yeni yaşamımıza doğru inişe geçiyoruz.

Sağlıklı ve mutlu kalın sevdiciklerim…
Ha bir de beni bekleyin dönüşüm muhteşem olacak. Opucuklerim bulutların arasından.






               

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tesla Yeni Model Y Türkiyedeki İlk Satışlardan Nasıl Satın Alabildim? İşte Tüm Hikaye...

Selamlaaar, bir süredir buralara hiç uğramamıştım. Bu blog yazımda çok heyecanlandığım 2025- Tesla Yeni Model Y SR aracımı 22 Mayıs 2025'te nasıl sipariş verebildim, süreç nasıl ilerledi paylaşabilmeyi planlıyorum.  🔧 İçten Yanmalı Motordan Elektrikli Maceraya    Bir makina mühendisi olarak Almanların içten yanmalı motorlarından hiç vazgeçmemiştim. Alman Bavyerasından gelen A3'üm ve Stuttgarttan gelen A200'üm ile totalde bir 7 sene geçirdikten sonra, geçtiğimiz perşembe günü, "kırmızı ateşin kızı"nı sattım ve Tesla sürecimi ciddi olarak ilerlettim.  🌐   Ben daha önce bayide Volvo’nun EX40 modelini incelemiştim. Ancak araç sağlamlıktan hariç olarak, tasarım ve ara yüzler açısından içime sinmediği için üzerinde bile durmadan geçmiştim. Tesla Yeni Model Y’nin tasarımını, ön ve arka lambalarını gördüğümde çok şık buldum. Menzili de benim için oldukça ideal. Fiyat açısından da şu anda Türkiye’de yeni model olarak satın alınabilecek oldukça keyifli bir araç. Premium...

2023 - Como Gölü ve Eve Dönüş Hikayesi

 En son blog yazacak derinliğe ne zaman inmiştim hatırlamıyorum. Şimdi biraz pası atma zamanı.  2023 Kasımda Amerikadan dönerken, Italyaya bir iş seyahati yapmıştım. Ardından Como Gölüne gitme fırsatım oldu. Madonnadan Gianni Versaceye, George Clooneyden Ronaldinho'ya kadar herkes bir şekilde buraları keşfedip, kendilerine göl evleri almışlar. Feribot turuna çıkıp göl evlerini keşfetmek mümkün.  Como Gölünü oluşturan Bellagio, Menaggio ve Varennayı ziyaret ettim. Y şeklinde olan bu gölün her bir köşesi ayrı güzel. Feribot seferleri gün boyu tüm bu göl üzerinde birçok noktaya gidiyor.  Feribotta bir çiftle tanıştım. Türk müsün diyerek yanıma geldiler :) Çok tatlı, yeni yerler keşfetmeyi seven avukat çiftimizle Varennadan Menaggioya geçene kadar sohbet ettim. Hatırlayabildiğim kadarıyla Bursada yaşıyorlardı. Kendi hallerinde ve kendi yağlarında kavrulan bu çift hakkında sonrasında bir süre düşündüğümü hatırlıyorum. İkisi de birbirlerine ve kendilerine güvenen orta hall...

Buluş Benimle

Michelle Gurevich'ten Kiss in Taksim Square isimli parçayı açtım, tekrarlama butonuna da 2 kere bastım Spotifyda. Bu farklı bir blog serisinin ilk yazısı. Aklımda yağmurlu hava yüzünden sörf yapmaktan vazgeçip, tarihi yapılarla haşır neşir olma fikriyle İznik'e gidişimiz var. Türkiye'de, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi farklı ve eski medeniyetlerin izlerini taşıyan Bursa'nın İznik ilçesinin tarihi kıyı bandında kendimize sandalye atmalık bir yer seçtik.     Sahilin resmini de hemen aşağı bırakıyorum. Böylelikle tam pandemi döneminde hiç bir restaurant/kafe açık değilken kendinizi yola atarsanız İznikte bulabilirsiniz. Resmi kendim çekmedim. Google sağolsun. Neyse oturunca baktık göl, yeşillik, sahil, sakinlik... Hava biraz soğuk ama bulutların ardından güneş vurunca mis gibi ısıtıyor. Arkadaşım ayak bileğini kapatan çorap giymiş üşümüyor. Güneş bulutun arkasında kaldığında, benim ayak bileklerim üşüyor biraz. Ama berem var keyfim yerinde, yarın sinüzit ağrısından...